Hassas Denge

Afiyet olsun derdi yemekten sonra.Zira ben ziyade olsun demeyi tercih ederdim.iki kelime arasındaki fark,şu an seninle benim bulunduğumuz konumlar kadar farklıydı.Ben çokluktan yanaydım, o yetmesinden yana.Galiba bunun için ben çok sevdim,o yettiği kadar. Çok kelimesinin bir sınırı olmadığı için durmam gereken yeri bilemedim ben,yettiği yerde bitirmeyi tercih etti o.Kaf dağının eteğindeki gururunu çok severdi sadece. Saçları kale burcunda dalgalanan sancak gibi savrulurken rüzgarda

“gidiyorum” dedi bana.O yürürken gökyüzüde onun peşinden gitmiş  gibiydi. Yıldızları ve ayı da yanında götürmüştü sanki.Karanlığın içinde ışığı hayal etmeye başladım o günden sonra.Belkide hiç yanmayacak olan,yansada karanlığı aydinlatmayacak olan bir ışığı…

Samet Ülgen