Kadın-4

 ” E Eylül çok hoş bir delikanlıymış. Çok beğendim doğrusu nasıl buldun hala şaşıyorum.” Eylül kahveleri doldururken bir tanesini fincandan taşırdı. ” Şans meselesi diyelim. Ayrıca aşk olsun anne.”

“Takılıyorum kızım hadi bekliyorlar.” ” Valla ben de babandan çok etkilenirdim de söyleyemezdim. Sen de anana çekmişsin demek ki.” 

Kahveyi önce babasına sonra Oktay’a en son da meraklı gözlerle Oktay’ı izleyen erkek kardeşine ikram etti. Oktay’ın getirdiği yaseminleri suya koymuştu hemen, salona renk katmıştı. 

 ” Oğlum Oktay annenler nasıllar iyilerdir inşallah.” ” İyiler efendim çok sağolun selamları var.” 

 Eylül’ün gözü hep ondaydı, hiç kasılmamıştı Oktay. Dışarıda nasılsa ailesiyle de öyle konuşuyordu. Eylül onun bu içtenliğine hem şaşırdı hem de etkilendi. 

 Akşam yemeği sofrası kuruldu, kaldırıldı. Saat ona geliyordu ki Eylül ” Kalkalım mı Oktay?” 

 Yol boyunca Oktay Eylül’ün elini tuttu,öpüp öpüp bıraktı. 

Kapıyı açınca onları aynanın yanındaki beraber yaptıkları tuval karşıladı yine. Bir yıldır aynı yerinde. 

 “Çay yapayım mı sana güzelim?” “Çok iyi olur ben de film açıyorum bir tane o zaman.”

 Salona geçti. Tüm ev Oktay’ın olmuş. Oktay’ın kitapları, bardakları,kokusu. Kol saati sehpanın üzerinde, sabah öylesine sıktığı parfüm koltuğun kenarında kalmış. Ona hisleri alışmak gibi değil de o kadar bağlanmış ki. Onsuz yapamaz artık. Onun olmadığı bir hayat düşünülebilir bir şey değil. Sabah dağılmış saçlarını düzeltmek, gömleğinin yakasını kıvırmak,ondan önce çıkacağı zaman bırakmak istemediğinde uzun uzun öpmek. 

 Filmin ortalarında, film biraz durağanlaştığında Oktay birden toparlandı. “Ne oldu Oktay?” ” Evlen benimle Eylül.” Araya Eylül’ün kahkahası girdi. “Nasıl yani nerden çıktı?!” Oktay mutfaktayken pantolonunun cebine sıkıştırdığı yüzüğü çıkardı, Eylül’ün elini ellerinin arasına aldı.

” Baharda evlenelim, bahar gelini olmak istiyorum.” 
Şebnem ışıksal