Entelijansiya

806x378-15-temmuzda-ankara-disinda-olan-400-burokrat-mercek-altinda-1481172594666.jpeg      Denememin başlığı, dilime hangi kitaptan takıldı bilmiyorum. Lakin Fransızcadan gelen bir kelimedir.Türkçedeki anlamı “aydınlar topluluğu’dur.”

Günümüzde malum pek çok siyasi ve politik nedenlerden ötürü yazarların diline ve kalemine ket vuruluyor. Entelijansiya grubuna, bir Kürt tarihi kitabı yazıp ömrünü hapiste geçiren ve sırf gerçekleri söyleyerek-ki gerçekler sır değildir, bunlar gerçek olduğundan, herkes tarafından az çok bilinir, hissedilir, fark edilir-yazılarında hep gerçekleri ele alan cesur aydınlar dahil olabilir diye düşünüyorum. Bu aydın ve aydınlar dışında kalan aydınlar güruhu ise, daha pasif daha sessiz kalmakla yetinir, ya korkusundan ya da sahiden bu gibi konular hakkında konuşmayı sevmediğinden; uzak bir yerlerde, pastoral ya da lirik dizeler ve cümlelerle birilerinin ruhuna dokunmayı her şeyden daha önemli görürler.

“aydınlar topluluğu”denilince aklıma “Ölü Ozanlar Derneği” adlı film geliyor. Ve nedense bu “aydın”kelimesi zihnimde şöyle bir alegorinin canlanmasına sebebiyet veriyor:

“Beş- onadamın toplandığı bir oda. İçlerinden bazıları sigara içiyor, kimi pencerenin önünde kimi de volta atarak. Diğerleri kendi hallerinde, birinin elinde yeni çıkarmış olduğu kitabının ilk baskısı var. Diğerinin elinde tarihi geçmiş bir gazete, şöylece sayfalara bakıyor… hepsinin tek ortak noktası var; yazmaktan hoşlanmaları ve sessizliğe aşık olmaları. Bunun için bir arada olduklarında çok konuşmuyorlar, sadece bildiklerini paylaşıp susuyorlar. Bazen kederleniyorlar,ağlıyor içlerinden biri. Bazen de ne zaman fark edileceklerini merak ediyorlar bu devlet tarafından! Fakat çok sonra her gün hissettikleri o meşhur “yazar umutsuzluğuna” kapılıyorlar… fark edilmek binde bir gibi bir olasılık. Meşhur olmak, şu devirde yaşayan insanların ellerine kalmış. Bir bakarsın aramızdan birinin yazdığı bir cümle, diğerinin zihnini paralayarak, gecesini gündüzüne katıp emek harcayarak yazdığı bir kitaptan daha çok sevilir. Olasılık yani! Aynı zamanda insanların değişken mizacı da rol oynar burada. Bize kalan ise bu topluluğun bir aydını olmaya devam etmek…

Aydın insan,“aydınlar topluluğu” gibi bir toplulukta yer almaktan hoşlanır hiç kuşkusuz fakat bir aydını, aydın mertebesine getiren; onun diline ve kalemine ket vurulmadan insanlara faydalı olabileceği yani sahiden aydın olup başkalarını aydınlatabileceği günlerin umutlarıdır. Lakin devlet bu hususta çok vicdansız ve umursamaz davranıyor. Bir aydının hatta aydınlar topluluğunun bu basit ama önemli umudunu, hayal kırıklığına çevirmek, toplumda aydınların olmasını istememek demektir.

Dilara Alpergün