İsa Peygamberin Doğumu

duccio.da.buoninsegna.maesta.jpg

MERYEM’İN DOĞUŞU

Sıradışı olarak değerlendirilen İsa peygamberin doğumunu incelemeden önce bir adım geriden, annesi Meryem’den başlayarak incelemek ve sıradışılığın başlangıcına göz atmak gerekir.

3/36 Onu doğurunca -Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bildiği halde- şöyle dedi: “Rabbim, onu kız olarak doğurdum ve erkek, kız gibi değildir. Adını Meryem koydum onun. Onu ve soyunu, kovulmuş şeytandan sana sığındırıyorum.”

3/37 Allah, onu güzel bir kabulle kabul etti ve onu güzel bir bitki gibi besleyip büyüttü. Onu, Zekerriya’nın kefaletine verdi. Zekerriya, mihrapta onun yanına her girdiğinde, orada bir rızık bulur ve sorardı: “Meryem, bu sana nereden?”Meryem de: “Bu, Allah katındandır; çünkü Allah dilediğini hesapsızca rızıklandırır.” derdi.

Birinci ayette İmran’ın karısının erkek beklediği halde kız doğurmasına şaşırması olağandır. Ancak “Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bilmektedir” ifadesi ile tekrar “erilliğe” dikkat çekiliyor. Sonraki ayette “bitki gibi” ifadesinden de esinlenerek doğan çocuğun hermafrodit olduğu düşünülebilir.

Hermafroditlik, çift cinsiyetlilik olarak bilinir. Canlıda hem eril hem de dişil üreme mekanizmaları mevcuttur. Doğada bu özelliklerde hayvanlar ve bitkiler bulunmakla birlikte memelilerde nadiren olsa da görülmektedir.

Bir gebeliğin normal sürecinde canlı “dişi gelişim” gösterir. Ancak erkek yönde bir gelişim için gonadın HY ve TDF antijenleri ile uyarılması gerekmektedir.

Hermaforditizm dişil gelişim gösteren bir canlının Y kromozomu da barındırması olarak tariflenir. Yani bir dişide XX bir erkekte XY kromozomları varken hermafroditlerde XXY vardır.

Dişi Yalancı Hermafrodit ve Erkek Yalancı Hermafroditlerde durum farklıyken gerçek Hermafroditlerde XXY bulunur ve bu durum eşeysiz üreme için yeterli altyapıyı sağlamaktadır.

Ayette, “Erkek” beklendiği halde bir “kız” doğması ancak bu ifadenin Allah tarafından düzeltilmesi, Meryem’in hermafrodit olabileceğini düşündürmektedir.

Yorumun devamı Meryem’in hermafrodit olduğu varsayımı ile şekillendirilecektir.

ZEKERİYA’NIN DUASI

Zekeriya peygamberin dua ederek neslinin devamını sağlayacak ve halkına önder olacak birini istediğini Kuran’dan öğreniyoruz.

19/4 Şöyle demişti: “Rabbim, işte karşındayım. Kemik gevşedi bende. İhtiyarlıktan başım beyaz alevle tutuştu. Sana yakarma konusunda ise Rabbim, hiç bedbaht olmadım.”

19/5 “Ben, arkamdan gelecek yakınlarımdan endişe ediyorum. Karımsa kısır. O halde, katından bana bir dost bağışla;

19/6 Ki hem bana mirasçı olsun hem de Yakub hanedanına mirasçı olsun. Ve onu hoşnutluğunu kazanmış bir kul eyle, Rabbim.”

Devam etmeden önce dua konusunda bir hatırlatma yapmakta yarar var. Kuran genelinde incelendiğinde “dua” içerisinde bir “yorulmayı” barındırmaktadır. Yani “dua” edilen şey için bir yorulma, uğraşma gerekmektedir.

Zekeriya peygamberin duasının kabul edildiğini hemen arkasından gelen ayetlerden anlayabiliyoruz.

19/7 Ey Zekeriyya! Biz sana bir oğul müjdeliyoruz; adı Yahya, daha önce ona hiç kimseyi adaş yapmadık.

19/8 Dedi: “Rabbim, benim için oğul nasıl söz konusu olur? Karım, doğurganlığını yitirmiştir, bense yaşlılığın gerçekten en ileri basamağına ulaştım.”

19/9 “Bu budur.” dedi. Rabbin şöyle buyurdu: “Onu yapmak benim için çok kolaydır. Nitekim daha önce de sen hiçbir şey değilken seni yaratmıştım.”

19/10 Dedi: “Rabbim, bana bir belge,işaret ver.” Dedi ki: “Belgen,işaretin, tastamam üç gece topluma hiç konuşmamandır.”

MERYEM – ZEKERİYA İLİŞKİSİ

Meryem’in Doğumu başlığında verdiğim 3/37 ayetinde Meryem’in kefaletinin Zekeriya’ya verildiğini okuyoruz. Peki, annesi ve babası olan Meryem’in kefaleti Zekeriya’ya nasıl ve neden veriliyor?

3/44 Bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem’e hangisi kefil olacak diye zar atarlarken sen onların yanında değildin; çekiştikleri zaman da sen onların yanında değildin.

Bu ayette çevirmenler Zekeriya peygambere zar, barbut vs gibi oyunlar oynattırsalarda ayetin orijinaline baktığımızda “kalemlerini atarlarken” (yulkune aklamehum) ifadesini görürüz.

Hermafrodit doğan Meryem’in durumundaki farklılıktan ötürü toplumun, tıp alanında önde gelenleri “kalemlerini” yani sahip oldukları ilimle önerilerini ortaya koyuyorlar.

Ortaya sunulan bu düşüncelerden Zekeriya’nın “kaleminin” güçlü olduğunu ve “kefaletin” Zekeriya’ya verildiğini 3/37′den anlıyoruz.