Temmuz 20

Kapadokya,Nevşehir

Kapadokya Nevşehir, Niğde, Aksaray üçgeni arasında kalan bölgeye Persler’in verdiği ad. Katpatukya “Güzel Atlar Ülkesi” anlamına geliyor. Belki de “Düşler Ülkesi” demek daha uygun düşer. Bir de siz gidip gezin de gönlünüze göre bir ad verin.10320597_478012199011173_6925974468713086589_n.jpgKapadokya, gidip görmemiş olup da resimlerinden bilenler için peribacaları’dır. Peribacaları gerçekten doğanın eşsiz armağanları olarak çok ilgi çekici. Ama Kapadokya gezip görmüş olanlar için çok daha derin, çok daha zengin bir anlamı çağrıştırır: Yüzlerce yüzlerce yıl önce yaşamış insanların yarattığı uygarlık, hıristiyanlığın ilk yıllarına uzanan mistik bir atmosfer, baskılara karşı inancın direnci…ve olağanüstü bir doğa!..

Bir de düşgücünüzün elverdiği kadar hayal kurma olanağı.

Nevşehir, Niğde, Aksaray üçgeni arasında kalan bölge Kapadokya olarak adlandırılıyor. Kapadokya ismi Persler’den geliyor. Persler Katpatukya olarak adlandırmışlar bu bölgeyi. Güzel Atlar Ülkesi anlamına geliyor.

Bölgede Perslerden önce Hitit ve Frigya yerleşimleri de olduğu biliniyor. Sonra da bir ara bağımsız krallıkla yönetiliyor ve ardından Roma, Bizans, Selçuk ve Osmanlı uygarlıkları iz bırakıyorlar.

OLAĞANÜSTÜ DOĞA NASIL OLUŞTU?

Burada birkaç satırda özetleyeceğimiz ve halen de süren doğal oluşum 60 milyon yıldır sürüyor.

60 milyon yıl önce, üçüncü jeolojik devirde Toroslar yükseldi, kuzeydeki Anadolu platosunun sıkışmasıyla yanardağlar faaliyete geçti. Erciyes ve Hasandağı ile ikisinin arasında kalan daha küçük Göllüdağ lavlar püskürttüler. Platoda biriken küller yumuşak bir tüf tabakası oluşturdu. Tüf tabakasının üzeri yer yer sert bazalttan oluşan ince bir lav tabakası ile örtüldü. Bazalt çatlayıp, parçalara ayrıldı. Yağmurlar çatlaklardan sızıp yumuşak tüfü aşındırmaya başladı. Isınan ve soğuyan hava ile rüzgarlar da oluşuma katıldı. Böylece sert bazalt kayasından şapkaları bulunan koniler oluştu. Bu değişik ve ilginç biçimli kayalara halk bir ad yakıştırdı. “Peribacası” dedi. Bazalt örtüsü olmayan tüf tabakaları ise erozyonla vadilere dönüştü, ilginç şekilli kanyonlar oluştu. Bunlar doğanın bölgeye armağanı oldu.

İnsan eli, emeği ve duygusu işe koyuldu. 9-10 bin yıl öncesine ait yerleşimlerden ilk Hristiyanların kayalara oydukları kiliselere, büyük ve güvenli yeraltı kentlerine kadar uzun bir dönemde bir büyük uygarlık yaratıldı.

Müze alanındaki manastırlarda 7. yy’dan 12. yy’a kadar kilise mimarisini izlemek mümkündür. Düz tavanlı, beşik tonozlu, tek veya üç apsisli, merkezi haç planlı mimariye göre yapılmış kiliselerin fresklerinde de ikonalaşma çağı ve yerel üslupları yansıtan resimleri izleyebiliyoruz. Yöredeki manastırları “sayısız” olarak nitelersek yanlış olmaz. Bir çoğu harap durumda, freskleri yokedilmiş olarak günümüze ulaşabilmiş. Göreme vadisi kaya oyma kiliselerinin yanında doğal görünümüyle de etkileyici bir manzara sunuyor. Sırtlara doğru çıkıp Kılıçlar Vadisi ve Aktepe’yi seyrediyoruz.

Burası fotoğraf çekmek için de uygun yerlerden.

Müze alanındaki kilise ve diğer yapılardan önemlilerini görelim:

Girişte hemen karşımıza gelen yüksek kayaya Kızlar Manastırı deniyor. Dört kat halinde oyulmuştur. Birinci şapel en üstteydi, yıkıldı ve küçük bir parçası kaldı, merdivenle çıkıp kalan kısma bakıyoruz. İkinci şapel kaya kütlesinin içindedir, uzun bir geçitle ulaşılmaktadır.

Elmalı Kilise güneydeki uçurumun kıyısındaki tümseğe oyulmuştur, asıl girişin yolu çöktüğü için duvarına açılmış tünelden giriyoruz. Duvar ve tavan resimleri yer yer dökülmesine rağmen güvercinlik olarak kullanılmış olduğundan oldukça iyi korunmuştur. Ayasofya’nın temel planına uygundur.

Doğanın ve insanoğlunun bu macerasına tanıklık etmek için haydi, hemen Kapadokya’ya!

Kapadokya’yı kendi başınıza gezmeniz zor. Çok şeyi kaçırırsınız. Gezip gördüğünüz yerleri iyi bir rehberiniz yoksa eksik algılamanız kaçınılmaz.

Azize Barbara Kilisesi’ne(Şapel) Elmalı’nın ters yönünden giriliyor. İki sütunlu kubbesi, haç planı ile 11. Yy. özellikleri taşıyor. Tavanında ve duvarlarında basit halk süslemeleri görülüyor. Çok renkli ve karışık kompozisyonlar resmedilmiş. Girişin karşısındaki hayvan figürleri büyü bozmayı ifade ediyor.

Yılanlı ( Aziz Onuphorios ) Kilise adını azizlerin savaşıp yok ettikleri ejderha resminden alıyor. Enlemesine dikdörtgen planlı, beşik tonozludur.Kapadokya’nın büyüsüne kalıp da günlerce dolaşabilirsiniz dağ bayır.
Kapadokyanın heyecan verici ortamında balon yarıştıranlar.
İrili ufaklı peri bacaları, selamlıyor olacak sizi.
Nevşehir, il merkezidir ama biraz gölgede kalmıştır. Yine de Kapadokya gezinizin önemli bir durağı olmalıdır. Nevşehir ve Kalesi
Nevşehir- Kaymaklı yolunda ve hemen Nevşehir’in çıkışında boşaltılmış görüntüsü veren bir köyle karşılaşacaksınız.
Bölgeyi dolaşmaya Üçhisar’dan başlamalı. Bölgenin hemen her yerinden görünebilen Üçhisar Kalesi.Göreme Açık Hava Müzesi , bölgenin en çok ziyaret edilen yeri. Kapadokya’nın görmeye değer en önemli fresklerinin bulunduğu kiliseler buradaBölgenin en iyi durumdaki kiliseleri Göreme Vadisindedir.Göreme – Uçhisar arasında oluşum halindeki peribacaları.

Öykü Aydemir