Temmuz 30

Neden yalnız kalabilmeliyiz: Tarkovski’den tavsiyeler

Brainpickings, yalnızlık üzerine bir dizi alıntıya, Tarkovski’nin bir videosunu eklemişti. Yalnızlık ve can sıkıntısına odaklanmış Brainpickings. Biz ise daha çok “kendini yalnız hissetmemek için başkalarıyla beraber olmak” temasına takıldık. Türkçe edebiyatta aklımıza gelen ilk anı kitabı, Tezer Özlü’nün Yaşamın Ucuna Yolculuk‘u ve oradaki sayısız aynı temalı kısımları. “Küçük burjuva” hayatın torba dolusu kalabalığından kaçan kadın, sırf yalnız hissetmemek için birileriyle olmayı reddeder.

Aklımıza gelen diğer bir kadın yazar ise Bachmann oldu. Otuzuncu Yaş derlemesinde yine aynı temalı bol bol bölüm bulunabilir. Kitabı açtık ve “Otuzuncu Yaş” adlı öyküden zamanında bizi etkilemiş olan bir pasajı, Tarkovski’nin öğütlerinin yanına yakıştırdık — yalnız kalamayan otuz yaşında birinin (evet, yani bir gencin) pek tanıdık öyküsünden bir kesiti ile Tarkovski’nin yalnız kalınabilecek en güzel yerlerin birindeki sohbeti:

Günün birinde parasız pulsuz yollara düştü, otostop yaptı, pek tanımadığı bir oğlanın üçüncü bir elden alarak verdiği adreslerden yararlandı, orada burada bir süre kalıp sonra yoluna devam etti. Avrupa’yı gezdi dolaştı, derken ansızın bir kararla döndü, işe yarar bulduğu bir meslek dalının sınavlarına hazırlanmaya başladı, ancak bu mesleğe en son mesleği gözüyle de bakmak istemedi ama sınavları kazandı. Her fırsatta bir dostluğa, bir sevgiye, bir öneriye evet dedi ve bütün bunları da eğreti olarak, arkadan yine hayır demek üzere yaptı. Dünyayı işine son verilebilir, kendisini işine son verilebilir bir nesne gibi gördü hep.

Şimdiki gibi otuzuncu yaşın eşiğinde perdenin kalkacağından, kendisi için başla işaretinin verileceğinden ve günün birinde şimdiye kadar neler düşünüp neler yapabildiğini göstermesi, gerçekte neye önem verdiğini açıklaması gerekeceğinden bir an olsun korkmadı. (…)

Asla düşünmedi ki…

Hiçbir şeyden korkmadı.

Kendisinin de kapana kısıldığını ancak şimdi anlıyor.

İnsanlara ne söylemek istersiniz?

Bilmem… Sanırım yalnız olmayı öğrenmeleri gerektiğini ve kendi başlarına mümkün olduğu kadar çok zaman geçirmek için uğraşmalarını söylemek isterim. Bugünün gençlerinin hatalarından biri gürültülü, bazen neredeyse agresif etkinliklerde bir araya gelmeye çalışmaları. Kendini yalnız hissetmemek için bu başkasıyla beraber olma arzusu bence çok talihsiz bir gösterge. Her insan çocukluktan itibaren kendiyle zaman geçirmeyi öğrenmeye ihtiyaç duyar. Yalnız olması gerekmez ama kendiyle kaldığında sıkılmamalıdır. Kendi kendine kaldıklarında sıkılan insanlar bana kendilerine verdikleri değer açısından bir tehlikenin içindeler gibi gelir.

Sevil Aydan