Ağustos 02

Yaş Aldıkça

Yaşlandığımı ya da en uygun ifade ile olgunlaştığımı en iyi; boyu benim kadar ya da beni geçmiş yetişkin insanların bana ‘abla’ diye hitap ettiklerinde anlıyorum.Kaç yaşındasın diye sorduğumda verdikleri cevap normal zamana göre benim yaşımdan 10-15 yıl eksik olsa da, beynimde çizdiğim zaman cetveline baktığımda ben o yaşları henüz birkaç yıl önce okşayarak geçmişim. Şimdiki yaşım ne kadar uzaktı bir zamanlar. Hiç bir zaman gelmeyecek gibi. Şimdi elimden tutmuş beni diğer ulaşması imkansız gördüğüm yaşlarıma hazırlıyor.

Yaşamın bize sundukları ya da sunacaklarının sadece bizim izin verdiklerimizle alakalı olduğunu öğrendim yaşadığım yıllarda. Burada bahsettiğim özgür iradesi ile yaşayabilen, seçimlerini kendi yapabilen şanslı insanlar için.Geçmişe dönüyorum da arada, beni inciten insanları olayları düşünüyorum: Aslında bizi inciten kendimizden başkası değilmiş, ben artık buna inanıyorum.

Hayatta başarılı olmak, mutlu olmak, hepsi göreceli kavramlarmış. Mutluluk anlıktır zamanın büyüklüğü karşısında. Ama göreceli olmayan ya da ana sığmayan tek mutluluk kendimizin ve ailemizin sağlığı değil midir? Söylüyorum ama farkında mıyım bunun? Ya da farkında mıyız?

Sağlıktan sonra en büyük mutluluk ne diye sorarsanız düşünmeden doğru eş seçimi derim. Bana kader-kısmet demeyin şimdi. Allah akıl vermiş, kısmetse karşınıza çıkarmış. Seçmek, farkına varmak, değerini bilmek, sımsıkı yakalayıp bırakmamak ise aklınızın yani sizin elinizde. Başta boşuna demedim; yazım özgür iradesi ile seçimlerini yapabilen şanslı insanlara diye.

Yazdığım birkaç dize ile noktalamak istiyorum düşüncelerimi.

Sabah uyandığında
ilk gördüğün
sevdiğinin
sana sevgiyle bakan
bir çift gözüyse
onun dokunuşları ve öpücükleriyse
güne merhaba dedirten

Ya da
sağlığın yerinde
hastane kapılarında sürünmüyorsan
sen ve de sevdiğin insanlar

Veya
doyuyorsa karnın
insan gibi yaşayabiliyorsan
zengince savuramasan da

Tanrı’ya şükretmeyi bileceksin
her nefes alışında!

Banu Uludağ